Mekkî · 60 ayet
Zâriyât suresi
Baştan sona, ayet ayet
سُورَةُ الذَّارِيَاتِ
Rüzgâr ve rızık üzerine yeminle Allah’ın vaadinin doğruluğunu vurgular.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
51:1
وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًۭا
Okunuşuveẕẕâriyâti ẕervâ.
MealO tozdurup savuranlara,
51:2
فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًۭا
Okunuşufelḥâmilâti viḳrâ.
MealDerken bir ağırlık taşıyanlara,
51:3
فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًۭا
Okunuşufelcâriyâti yüsrâ.
MealDerken bir kolaylıkla akanlara,
51:4
فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا
Okunuşufelmüḳassimâti emrâ.
MealDerken bir emir taksim edenlere andolsun ki,
51:5
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۭ
Okunuşuinnemâ tû`adûne leṣâdiḳ.
MealO size vaad edilen elbette doğrudur.
51:6
وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌۭ
Okunuşuveinne-ddîne levâḳi`.
MealCeza ve hesap günü şüphesiz olacaktır.
51:7
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ
Okunuşuvessemâi ẕâti-lḥubük.
MealYollara sahip göğe andolsun ki,
51:8
إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍۢ مُّخْتَلِفٍۢ
Okunuşuinneküm lefî ḳavlim muḫtelif.
MealSiz elbette çelişkili sözler içindesiniz.
51:9
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
Okunuşuyü'fekü `anhü men üfik.
MealOndan çevrilen (imana) çevrilir.
51:10
قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ
Okunuşuḳutile-lḫarrâṣûn.
MealKahrolsun (o fikir adına) kendi tahminlerini ileri sürenler!
51:11
ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍۢ سَاهُونَ
Okunuşuelleẕîne hüm fî gamratin sâhûn.
MealOnlar bir sarhoşluk ve cehalet içinde şuursuzdurlar.
51:12
يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ
Okunuşuyes'elûne eyyâne yevmü-ddîn.
MealOnlar: "Hesap ve ceza günü ne zaman?" diye soruyorlar.
51:13
يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ
Okunuşuyevme hüm `ale-nnâri yüftenûn.
MealO gün, onların ateş üzerinde azap görecekleri gündür.
51:14
ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
Okunuşuẕûḳû fitneteküm. hâẕe-lleẕî küntüm bihî testa`cilûn.
MealOnlara: "Tadın inkarınızın cezasını, işte sizin acele istediğiniz budur!" denecektir.
51:15
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ
Okunuşuinne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.
MealŞüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı.
51:16
ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ
Okunuşuâḫiẕîne mâ âtâhüm rabbühüm. innehüm kânû ḳable ẕâlike muḥsinîn.
MealŞüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı.
51:17
كَانُوا۟ قَلِيلًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
Okunuşukânû ḳalîlem mine-lleyli mâ yehce`ûn.
MealOnlar geceleyin pek az uyurlardı.
51:18
وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
Okunuşuvebil'esḥâri hüm yestagfirûn.
MealOnlar seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dilerlerdi.
51:19
وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
Okunuşuvefî emvâlihim ḥaḳḳul lissâili velmaḥrûm.
MealOnların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı.
51:20
وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌۭ لِّلْمُوقِنِينَ
Okunuşuvefi-l'arḍi âyâtül lilmûḳinîn.
MealKesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?
51:21
وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
Okunuşuvefî enfüsiküm. efelâ tübṣirûn.
MealKesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?
51:22
وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
Okunuşuvefi-ssemâi rizḳuküm vemâ tû`adûn.
MealSizin rızkınız da size vaad edilen sevap ve ceza da göktedir.
51:23
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّۭ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ
Okunuşufeverabbi-ssemâi vel'arḍi innehû leḥaḳḳum miŝle mâ enneküm tenṭiḳûn.
MealGök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.
51:24
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ
Okunuşuhel etâke ḥadîŝü ḍayfi ibrâhîme-lmükramîn.
MealEy Muhammed! İbrahim'in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?
51:25
إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا ۖ قَالَ سَلَٰمٌۭ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ
Okunuşuiẕ deḫalû `aleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle selâm. ḳavmüm münkerûn.
MealHani onlar İbrahim'in huzuruna girmişlerdi de "Selam sana!" demişlerdi. İbrahim: "Size de selam" demiş, ve içinden: "Bunlar tanınmamış bir topluluk!" diye geçirmişti.
51:26
فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍۢ سَمِينٍۢ
Okunuşuferâga ilâ ehlihî fecâe bi`iclin semîn.
Mealİbrahim, sonra ailesine giderek semiz bir buzağı (eti) getirdi.
51:27
فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
Okunuşufeḳarrabehû ileyhim ḳâle elâ te'külûn.
MealOnu önlerine sürerek: "Yemez misiniz?" dedi.
51:28
فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۭ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍۢ
Okunuşufeevcese minhüm ḫîfeh. ḳâlû lâ teḫaf. vebeşşerûhü bigulâmin `alîm.
MealYemediklerini görünce onlardan içine bir korku düştü. Onlar İbrahim'e: "Korkma!" dediler ve onu çok bilgili bir oğul ile müjdelediler.
51:29
فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍۢ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌۭ
Okunuşufeaḳbeleti-mraetühû fî ṣarratin feṣakket vechehâ veḳâlet `acûzün `aḳîm.
MealBunun üzerine karısı (Sâre) bir çığlık atarak geldi ve elini yüzüne vurarak: "Ben kısır bir kocakarıyım, nasıl çocuğum olur?" dedi.
51:30
قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ
Okunuşuḳâlû keẕâliki ḳâle rabbük. innehû hüve-lḥakîmü-l`alîm.
MealMisafir melekler: "Evet bu böyledir. Rabbin böyle buyurdu. Gerçekten O hüküm ve hikmet sahibidir. Herşeyi hakkıyla bilir." dediler.
51:31
۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
Okunuşuḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.
Mealİbrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: "Acaba sizin asıl önemli işiniz nedir ey elçiler?" dedi.
51:32
قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍۢ مُّجْرِمِينَ
Okunuşuḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.
MealOnlar: "Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik.
51:33
لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةًۭ مِّن طِينٍۢ
Okunuşulinürsile `aleyhim ḥicâratem min ṭîn.
MealOnların üzerine çamurdan pişirilmiş sert taşlar yağdıracağız.
51:34
مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ
Okunuşumüsevvemeten `inde rabbike lilmüsrifîn.
MealO taşlardan herbirinin haddi aşanlardan kime isabet edeceği Rabbin katında işaretlenmiştir." dediler.
51:35
فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Okunuşufeaḫracnâ men kâne fîhâ mine-lmü'minîn.
MealNihayet biz müminlerden orada bulunan kimseleri çıkardık.
51:36
فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍۢ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
Okunuşufemâ vecednâ fîhâ gayra beytim mine-lmüslimîn.
MealFakat biz orada müslümanlardan bir ev halkından başka kimseyi de bulamadık.
51:37
وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةًۭ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
Okunuşuveteraknâ fîhâ âyetel lilleẕîne yeḫâfûne-l`aẕâbe-l'elîm.
MealBiz orada acı bir azabdan korkan kimseler için bir ibret nişanesi bıraktık.
51:38
وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ
Okunuşuvefî mûsâ iẕ erselnâhü ilâ fir`avne bisülṭânim mübîn.
MealMusa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.
51:39
فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌۭ
Okunuşufetevellâ biruknihî veḳâle sâḥirun ev mecnûn.
MealFiravun ise ordusuyla birlikte yüz çevirmiş, onun hakkında: "Bu bir sihirbazdır, ya da bir delidir." demişti.
51:40
فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌۭ
Okunuşufeeḫaẕnâhü vecünûdehû fenebeẕnâhüm fi-lyemmi vehüve mülîm.
MealNihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.
51:41
وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ
Okunuşuvefî `âdin iẕ erselnâ `aleyhimü-rrîḥa-l`aḳîm.
MealÂd kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani biz onların üzerine köklerini kesecek bir rüzgar göndermiştik.
51:42
مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ
Okunuşumâ teẕeru min şey'in etet `aleyhi illâ ce`alethü kelramîm.
MealO rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.
51:43
وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍۢ
Okunuşuvefî ŝemûde iẕ ḳîle lehüm temette`û ḥattâ ḥîn.
MealSemud kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani onlara: "Belirli bir süreye kadar dünyadan yararalanıp, geçinin!" denmişti.
51:44
فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ
Okunuşufe`atev `an emri rabbihim feeḫaẕethümu-ṣṣâ`iḳatü vehüm yenżurûn.
MealOnlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.
51:45
فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍۢ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ
Okunuşufeme-steṭâ`û min ḳiyâmiv vemâ kânû münteṣirîn.
MealArtık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler.
51:46
وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ
Okunuşuveḳavme nûḥim min ḳabl. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.
MealDaha önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış fâsık bir kavimdiler.
51:47
وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍۢ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
Okunuşuvessemâe beneynâhâ bieydiv veinnâ lemûsi`ûn.
MealBiz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.
51:48
وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ
Okunuşuvel'arḍa feraşnâhâ feni`me-lmâhidûn.
MealYeryüzünü de biz döşedik. Bakın biz onu ne güzel döşüyoruz!
51:49
وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Okunuşuvemin külli şey'in ḫalaḳnâ zevceyni le`alleküm teẕekkerûn.
MealBiz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz.
51:50
فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ
Okunuşufefirrû ile-llâh. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.
MealEy Muhammed! de ki: "Öyleyse Allah'a koşun, gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
51:51
وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ
Okunuşuvelâ tec`alû me`a-llâhi ilâhen âḫar. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.
MealAllah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın (O'na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
51:52
كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
Okunuşukeẕâlike mâ ete-lleẕîne min ḳablihim mir rasûlin illâ ḳâlû sâḥirun ev mecnûn.
MealBöylece onlardan öncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkında da mutlaka: "Bir sihirbazdır veya bir delidir." dediler.
51:53
أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌۭ طَاغُونَ
Okunuşuetevâṣav bih. bel hüm ḳavmün ṭâgûn.
MealOnlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayır onlar azgın bir kavimdir.
51:54
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍۢ
Okunuşufetevelle `anhüm femâ ente bimelûm.
MealEy Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.
51:55
وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Okunuşuveẕekkir feinne-ẕẕikrâ tenfe`u-lmü'minîn.
MealSen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.
51:56
وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Okunuşuvemâ ḫalaḳtü-lcinne vel'inse illâ liya`büdûn.
MealBen cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.
51:57
مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍۢ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ
Okunuşumâ ürîdü minhüm mir rizḳiv vemâ ürîdü ey yuṭ`imûn.
MealBen onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum.
51:58
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ
Okunuşuinne-llâhe hüve-rrazzâḳu ẕü-lḳuvveti-lmetîn.
MealŞüphesiz ki, rızık veren O sağlam kuvvet sahibi olan Allah'tır.
51:59
فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًۭا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
Okunuşufeinne lilleẕîne żalemû ẕenûbem miŝle ẕenûbi aṣḥâbihim felâ yesta`cilûn.
MealŞüphsiz ki, zulmedenlerin geçmiş arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir azab payı vardır. Ama şimdi onu acele istemesinler.
51:60
فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
Okunuşufeveylül lilleẕîne keferû miy yevmihimü-lleẕî yû`adûn.
MealKendilerine vaad edilen günlerinde uğrayacakaları azabdan dolayı vay inkâr edenlerin haline!.
Sık sorulanlar
Zâriyât suresi kaç ayettir ve nerede inmiştir?
Zâriyât suresi Mekkîdir ve 60 ayettir. Mushaftaki sırası 51. suredir. Besmele ayet adedine dahil değildir; metnin üstünde bir kez durur. Ayet sayısı Hafs rivayetine ve bu sayfadaki Usmânî metne göredir. Namazda okumak için surenin Mekkî ya da Medenî olması şart değildir. Tam metin, okunuş ve meal aynı sayfada art arda verilir.
Zâriyât suresinin 1. ayetinin meali nedir?
Zâriyât 1. ayetin Elmalılı meali şudur: O tozdurup savuranlara,. Türkçe okunuşu «veẕẕâriyâti ẕervâ.» diye başlar. Ayet numarası 51:1 şeklinde gösterilir. Bu cümle tefsir değil, tr.yazir baskısının kendi ifadesidir. Arapça satır sağdan sola, Amiri yazı tipiyle durur. Bu cevap yalnızca bu sayfadaki ayet sayısı, nüzul bilgisi ve Elmalılı mealine göredir.
Zâriyât suresinde besmele ayet sayısına dahil midir?
Besmele ayet adedine dahil değildir; metnin üstünde bir kez durur. Zâriyât suresi 60 ayet olarak numaralanır; bu sayı değişmez. Tevbe dışındaki surelerde besmele okunur, fakat Fâtiha hariç ayrı ayet sayılmaz. Ses kaydında kıraatçi genelde besmeleyi ilk ayetin öncesinde okur. Sayfadaki numaralar mushaf ayet numaralarıdır, satır numarası değildir.
Zâriyât suresi baştan sona nasıl dinlenir?
Zâriyât suresi kendiliğinden çalmaz; Dinle düğmesi 60 ayeti sırayla başlatır. Kayıt Mişari Raşid el-Afâsî’dir ve everyayah.com adresinden ayet ayet istenir. Hız 0,75, 1, 1,25 veya 1,5 seçilebilir. Duraklat aynı düğmededir. Çalan ayet vurgulanır ve ekranda ortaya kaydırılır. Alttaki tekil oynatıcılar da önceden indirilmez.
Zâriyât suresinin okunuşu ve meali hangi baskıdandır?
Zâriyât suresinin Türkçe okunuşu Muhammed Abay çeviriyazısıdır (tr.transliteration). Meal Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a aittir (tr.yazir) ve kamusal alandadır. Arapça metin Usmânî hat, Hafs rivayetidir (quran-uthmani). Üçü de api.alquran.cloud üzerinden alınmıştır; elle yazılmamıştır. Kısa tanıtım cümlesi ise bu siteye aittir, mealden kopya değildir.
Zâriyât suresi kısaca ne anlatır?
Zâriyât suresi için bu sayfanın özeti şudur: Rüzgâr ve rızık üzerine yeminle Allah’ın vaadinin doğruluğunu vurgular. Sure Mekkîdir ve 51. sıradadır. Son ayet 60. ayettir. Elmalılı o ayette şöyle der: Kendilerine vaad edilen günlerinde uğrayacakaları azabdan dolayı vay inkâr edenlerin haline!. Özet hüküm çıkarmak için yeterli değildir; ayet metni yukarıdadır.
Zâriyât suresini ekrandan okumak için abdest gerekir mi?
Zâriyât suresini telefondan veya bilgisayardan takip etmek için abdest şart koşulmaz. Hanefi uygulamada abdest, mushafa elle dokunmak içindir; ekran mushaf hükmünde sayılmaz. Ezberden okumak da abdestsiz yapılabilir. Namazın içinde Fâtiha’dan sonra Zâriyât suresi okunabilir. Bu bir fetva değil, Türkiye’de yaygın Hanefi anlatımıdır.