İman, Peygamber’in Allah’tan getirdiğini kalben doğrulamaktır. Şartlar altıdır. Dil ile söylemek ve amel, bu tasdikin dışa vurmasıdır. Aşağıdaki sıra, Türkiye’deki ilmihalin Amentü düzenidir. Kaynak, Müslim’deki Cibril hadisi ve o hadisin ilmihalde öğretilen özetidir.
1. Allah’a iman
Allah birdir, ortağı yoktur, doğmamıştır ve doğurmamıştır. İbadet yalnız O’na yapılır. İsim ve sıfatları yaratılmışlarınkine benzemez. Bu şart, kelime-i tevhidin özüdür.
2. Meleklere iman
Melekler nurdan yaratılmış, günahsız kullardır. Yemez, içmez, yorulmazlar. Cebrail vahiy, Mikail rızık işleri, İsrafil sûra üflemek, Azrail ölümle görevlidir. Sayılarını yalnız Allah bilir. Meleği insan şeklinde çizmek bu imanın ölçüsü değildir.
3. Kitaplara iman
Allah’ın indirdiği bütün vahiylere inanılır. İsimleri bilinenler Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an’dır. Suhuf, İbrahim ve Musa’ya verilen sayfalardır. Kur’an öncekileri doğrular ve hüküm bakımından onların yerine geçmiştir. Bugün eldeki önceki kitaplar değişmeye uğramıştır; iman, Allah’ın indirdiği asıllarınadır.
4. Peygamberlere iman
Allah’ın elçilerine, aralarında ayrım yapmadan inanılır. İlk insan aynı zamanda ilk peygamber olan Adem’dir; son peygamber Muhammed’dir. Peygamberler masumdur: tebliğde yalan söylemezler. Mucize Allah’ın izniyle olur. Peygamberden sonra gelen yeni bir şeriat iddiası imanı bozar.
5. Ahiret gününe iman
Ölümle dünya biter, hesap başka bir âlemde sorulur. Kabir, diriliş, mahşer, defter, mizan, sırat, cennet ve cehennem bu imanın içindedir. Dünya hayatı imtihandır; karşılık ahirette tam görülür. İyilik ve kötülüğün burada kapanmayacağına inanmak, bu şartın ahlakıdır.
6. Kadere iman
Hayır ve şer Allah’ın bilgisi, dilemesi ve yaratmasıyladır. Kul seçer, fiilini kendisi işler; yaratmak Allah’a aittir. Kader, tembelliğin ve zulmün mazereti değildir. “Kaderim böyleymiş” deyip kul hakkını örtmek, kadere iman değildir. Tedbir alınır, sonra tevekkül edilir.
Amentü duası
Amentü, altı şartı bir cümlede toplayan ikrar cümlesidir. Namazın içindeki bir dua değildir. Abdestsiz de okunur. Anlamı düşünülerek, acele edilmeden söylenir.
آمَنْتُ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ مِنَ اللَّهِ تَعَالَى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
Türkçe okunuşuÂmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî vel-yevmil-âhiri ve bil-kaderi hayrihî ve şerrihî minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’del-mevti hakk. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh.
Türkçe anlamıAllah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaderin hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inandım. Ölümden sonra diriliş haktır. Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.
KaynağıAltı madde Müslim, İman, Cibril hadisinde geçer. “Vel-ba’sü ba’del-mevt” ve kelime-i şehadet, ilmihalin Amentü metnine eklenmiş ikrardır; anlamı aynı hadisin içindedir.