NamazVakitlerim.net

Mekkî · 96 ayet

Vâkıa suresi

Baştan sona, ayet ayet

سُورَةُ الوَاقِعَةِ

Kıyamet koptuğunda insanların üç gruba ayrılacağını anlatır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. 56:1

    إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

    Okunuşuiẕâ veḳa`ati-lvâḳi`ah.

    MealOlacak vak'a olduğu zaman

  2. 56:2

    لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

    Okunuşuleyse livaḳ`atihâ kâẕibeh.

    MealOnun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur.

  3. 56:3

    خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ

    Okunuşuḫâfiḍatür râfi`ah.

    MealO, alçaltıcıdır, yükselticidir.

  4. 56:4

    إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا

    Okunuşuiẕâ rucceti-l'arḍu raccâ.

    MealYer şiddetle sarsıldığı

  5. 56:5

    وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا

    Okunuşuvebüsseti-lcibâlü bessâ.

    MealDağlar serpildikçe serpildiği

  6. 56:6

    فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا

    Okunuşufekânet hebâem mümbeŝŝâ.

    MealDağılıp toz duman haline geldiği

  7. 56:7

    وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ

    Okunuşuveküntüm ezvâcen ŝelâŝeh.

    MealVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman

  8. 56:8

    فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

    Okunuşufeaṣḥâbü-lmeymeneti mâ aṣḥâbü-lmeymeneh.

    MealSağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar!

  9. 56:9

    وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

    Okunuşuveaṣḥâbü-lmeş'emeti mâ aṣḥâbü-lmeş'emeh.

    MealSolun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar!

  10. 56:10

    وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

    Okunuşuvessâbiḳûne-ssâbiḳûn.

    MealÖnde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.

  11. 56:11

    أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

    Okunuşuülâike-lmüḳarrabûn.

    Mealİşte o yaklaştırılanlar,

  12. 56:12

    فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    Okunuşufî cennâti-nne`îm.

    MealNimet cennetlerindedirler.

  13. 56:13

    ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

    Okunuşuŝülletüm mine-l'evvelîn.

    MealÇoğu önceki ümmetlerden,

  14. 56:14

    وَقَلِيلٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ

    Okunuşuveḳalîlüm mine-l'âḫirîn.

    MealBirazı da sonrakilerden.

  15. 56:15

    عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ

    Okunuşu`alâ sürurim mevḍûneh.

    Meal(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

  16. 56:16

    مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ

    Okunuşumüttekiîne `aleyhâ müteḳâbilîn.

    MealKarşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar.

  17. 56:17

    يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ

    Okunuşuyeṭûfü `aleyhim vildânüm müḫalledûn.

    MealÇevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar.

  18. 56:18

    بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ

    Okunuşubiekvâbiv veebârîḳa veke'sim mim me`în.

    MealKaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.

  19. 56:19

    لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

    Okunuşulâ yüṣadde`ûne `anhâ velâ yünzifûn.

    MealOndan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.

  20. 56:20

    وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

    Okunuşuvefâkihetim mimmâ yeteḫayyerûn.

    MealBeğendikleri meyvalar,

  21. 56:21

    وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

    Okunuşuvelaḥmi ṭayrim mimmâ yeştehûn.

    MealCanlarının çektiği kuş etleri,

  22. 56:22

    وَحُورٌ عِينٌۭ

    Okunuşuveḥûrun `în.

    Mealİri gözlü hûriler,

  23. 56:23

    كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

    Okunuşukeemŝâli-llü'lüi-lmeknûn.

    MealSaklı inciler gibi,

  24. 56:24

    جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Okunuşucezâem bimâ kânû ya`melûn.

    MealYaptıklarına karşılık olarak verilir.

  25. 56:25

    لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا

    Okunuşulâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ te'ŝîmâ.

    MealOrada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

  26. 56:26

    إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا

    Okunuşuillâ ḳîlen selâmen selâmâ.

    MealDuydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.

  27. 56:27

    وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ

    Okunuşuveaṣḥâbü-lyemîni mâ aṣḥâbü-lyemîn.

    MealSağın adamları, nedir o sağın adamları!

  28. 56:28

    فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ

    Okunuşufî sidrim maḫḍûd.

    MealDalbastı kirazlar,

  29. 56:29

    وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ

    Okunuşuveṭalḥim menḍûd.

    MealMeyva dizili muzlar,

  30. 56:30

    وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ

    Okunuşuveżillim memdûd.

    MealUzamış gölgeler,

  31. 56:31

    وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ

    Okunuşuvemâim meskûb.

    MealFışkıran sular.

  32. 56:32

    وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ

    Okunuşuvefâkihetin keŝîrah.

    MealPek çok meyva arasında,

  33. 56:33

    لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ

    Okunuşulâ maḳṭû`ativ velâ memnû`ah.

    MealTükenmeyen ve yasaklanmayan

  34. 56:34

    وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ

    Okunuşuvefüruşim merfû`ah.

    MealVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler.

  35. 56:35

    إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ

    Okunuşuinnâ enşe'nâhünne inşââ.

    MealBiz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).

  36. 56:36

    فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا

    Okunuşufece`alnâhünne ebkârâ.

    MealOnları bâkireler yaptık.

  37. 56:37

    عُرُبًا أَتْرَابًۭا

    Okunuşu`uruben etrâbâ.

    MealHep yaşıt sevgililer,

  38. 56:38

    لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    Okunuşuliaṣḥâbi-lyemîn.

    MealSağın adamları içindir.

  39. 56:39

    ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

    Okunuşuŝülletüm mine-l'evvelîn.

    MealBir çoğu öncekilerdendir.

  40. 56:40

    وَثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ

    Okunuşuveŝülletüm mine-l'âḫirîn.

    MealBir çoğu da sonrakilerdendir.

  41. 56:41

    وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ

    Okunuşuveaṣḥâbü-şşimâli mâ aṣḥâbü-şşimâl.

    MealSolun adamları, nedir o solcular!

  42. 56:42

    فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ

    Okunuşufî semûmiv veḥamîm.

    Mealİçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde,

  43. 56:43

    وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ

    Okunuşuveżillim miy yaḥmûm.

    MealKapkara dumandan bir gölge altındadırlar.

  44. 56:44

    لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ

    Okunuşulâ bâridiv velâ kerîm.

    MealKi ne serindir, ne de faydalı.

  45. 56:45

    إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

    Okunuşuinnehüm kânû ḳable ẕâlike mütrafîn.

    MealÇünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.

  46. 56:46

    وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

    Okunuşuvekânû yüṣirrûne `ale-lḥinŝi-l`ażîm.

    MealBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.

  47. 56:47

    وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    Okunuşuvekânû yeḳûlûne eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.

    MealVe diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"

  48. 56:48

    أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

    Okunuşueveâbâüne-l'evvelûn.

    Meal"Önceki atalarımızda mı?"

  49. 56:49

    قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْءَاخِرِينَ

    Okunuşuḳul inne-l'evvelîne vel'âḫirîn.

    MealDe ki: "Öncekiler ve sonrakiler"

  50. 56:50

    لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ

    Okunuşulemecmû`ûne ilâ mîḳâti yevmim ma`lûm.

    Meal"Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."

  51. 56:51

    ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

    Okunuşuŝümme inneküm eyyühe-ḍḍâllûne-lmükeẕẕibûn.

    MealSonra siz, ey sapık yalanlayıcılar!

  52. 56:52

    لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرٍۢ مِّن زَقُّومٍۢ

    Okunuşuleâkilûne min şecerim min zeḳḳûm.

    MealElbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

  53. 56:53

    فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

    Okunuşufemâliûne minhe-lbüṭûn.

    MealKarınlarınızı hep onunla dolduracaksınız.

  54. 56:54

    فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ

    Okunuşufeşâribûne `aleyhi mine-lḥamîm.

    MealÜstüne de kaynar su içeceksiniz.

  55. 56:55

    فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ

    Okunuşufeşâribûne şürbe-lhîm.

    MealSusuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.

  56. 56:56

    هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ

    Okunuşuhâẕâ nüzülühüm yevme-ddîn.

    Mealİşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.

  57. 56:57

    نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

    Okunuşunaḥnü ḫalaḳnâküm felevlâ tüṣaddiḳûn.

    MealBiz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi?

  58. 56:58

    أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ

    Okunuşueferaeytüm mâ tümnûn.

    MealAttığınız meniyi gördünüz mü?

  59. 56:59

    ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ

    Okunuşueentüm taḫlüḳûnehû em naḥnü-lḫâliḳûn.

    MealOnu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

  60. 56:60

    نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

    Okunuşunaḥnü ḳaddernâ beynekümü-lmevte vemâ naḥnü bimesbûḳîn.

    MealAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.

  61. 56:61

    عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

    Okunuşu`alâ en nübeddile emŝâleküm venünşieküm fî mâ lâ ta`lemûn.

    MealBöylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).

  62. 56:62

    وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

    Okunuşuveleḳad `alimtümü-nneş'ete-l'ûlâ felevlâ teẕekkerûn.

    MealAndolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

  63. 56:63

    أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ

    Okunuşueferaeytüm mâ taḥruŝûn.

    MealEktiğinizi gördünüz mü?

  64. 56:64

    ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

    Okunuşueentüm tezra`ûnehû em naḥnü-zzâri`ûn.

    MealOnu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

  65. 56:65

    لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًۭا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

    Okunuşulev neşâü lece`alnâhü ḥuṭâmen feżaltüm tefekkehûn.

    MealDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.

  66. 56:66

    إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

    Okunuşuinnâ lemugramûn.

    Meal"Doğrusu borç altına girdik."

  67. 56:67

    بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

    Okunuşubel naḥnü maḥrûmûn.

    Meal"Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz).

  68. 56:68

    أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ

    Okunuşueferaeytümü-lmâe-lleẕî teşrabûn.

    Mealİçtiğiniz suya baktınız mı?

  69. 56:69

    ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

    Okunuşueentüm enzeltümûhü mine-lmüzni em naḥnü-lmünzilûn.

    MealBuluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

  70. 56:70

    لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًۭا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

    Okunuşulev neşâü ce`alnâhü ücâcen felevlâ teşkürûn.

    MealDileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya!

  71. 56:71

    أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ

    Okunuşueferaeytümü-nnâra-lletî tûrûn.

    MealYaktığınız ateşi gördünüz mü?

  72. 56:72

    ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

    Okunuşueentüm enşe'tüm şeceratehâ em naḥnü-lmünşiûn.

    MealOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

  73. 56:73

    نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةًۭ وَمَتَٰعًۭا لِّلْمُقْوِينَ

    Okunuşunaḥnü ce`alnâhâ teẕkiratev vemetâ`al lilmuḳvîn.

    MealBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.

  74. 56:74

    فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    Okunuşufesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.

    MealÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.

  75. 56:75

    ۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

    Okunuşufelâ uḳsimü bimevâḳi`i-nnücûm.

    MealHayır, yıldızların yerlerine yemin ederim.

  76. 56:76

    وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌۭ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

    Okunuşuveinnehû leḳasemül lev ta`lemûne `ażîm.

    MealBilirseniz bu büyük bir yemindir.

  77. 56:77

    إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌۭ كَرِيمٌۭ

    Okunuşuinnehû leḳur'ânün kerîm.

    MealO, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.

  78. 56:78

    فِى كِتَٰبٍۢ مَّكْنُونٍۢ

    Okunuşufî kitâbim meknûn.

    MealKorunmuş bir kitaptadır.

  79. 56:79

    لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ

    Okunuşulâ yemessühû ille-lmüṭahherûn.

    MealOna temizlenenlerden başkası el süremez.

  80. 56:80

    تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Okunuşutenzîlüm mir rabbi-l`âlemîn.

    Meal(O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.

  81. 56:81

    أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

    Okunuşuefebihâẕe-lḥadîŝi entüm müdhinûn.

    MealŞimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

  82. 56:82

    وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

    Okunuşuvetec`alûne rizḳaküm enneküm tükeẕẕibûn.

    MealRızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?

  83. 56:83

    فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ

    Okunuşufelevlâ iẕâ belegati-lḥulḳûm.

    MealCan boğaza dayandığı zaman

  84. 56:84

    وَأَنتُمْ حِينَئِذٍۢ تَنظُرُونَ

    Okunuşuveentüm ḥîneiẕin tenżurûn.

    MealKi o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.

  85. 56:85

    وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

    Okunuşuvenaḥnü aḳrabü ileyhi minküm velâkil lâ tübṣirûn.

    MealBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.

  86. 56:86

    فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

    Okunuşufelevlâ in küntüm gayra medînîn.

    MealEğer cezalandırılmayacak iseniz,

  87. 56:87

    تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Okunuşuterci`ûnehâ in küntüm ṣâdiḳîn.

    MealOnu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.

  88. 56:88

    فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

    Okunuşufeemmâ in kâne mine-lmüḳarrabîn.

    MealFakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,

  89. 56:89

    فَرَوْحٌۭ وَرَيْحَانٌۭ وَجَنَّتُ نَعِيمٍۢ

    Okunuşuferavḥuv verayḥânüv vecennâtü ne`îm.

    MealOna rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.

  90. 56:90

    وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    Okunuşuveemmâ in kâne min aṣḥâbi-lyemîn.

    MealEğer O, sağın adamlarından ise,

  91. 56:91

    فَسَلَٰمٌۭ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    Okunuşufeselâmül leke min aṣḥâbi-lyemîn.

    Meal"(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!"

  92. 56:92

    وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

    Okunuşuveemmâ in kâne mine-lmükeẕẕibîne-ḍḍâllîn.

    MealAma yalanlayıcı sapıklardan ise;

  93. 56:93

    فَنُزُلٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ

    Okunuşufenüzülüm min ḥamîm.

    Mealİşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

  94. 56:94

    وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

    Okunuşuvetaṣliyetü ceḥîm.

    MealVe cehenneme atılma vardır.

  95. 56:95

    إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ

    Okunuşuinne hâẕâ lehüve ḥaḳḳu-lyeḳîn.

    MealKesin gerçek budur işte.

  96. 56:96

    فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    Okunuşufesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.

    MealÖyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.

Sık sorulanlar

Vâkıa suresi kaç ayettir ve nerede inmiştir?

Vâkıa suresi Mekkîdir ve 96 ayettir. Mushaftaki sırası 56. suredir. Besmele ayet adedine dahil değildir; metnin üstünde bir kez durur. Ayet sayısı Hafs rivayetine ve bu sayfadaki Usmânî metne göredir. Namazda okumak için surenin Mekkî ya da Medenî olması şart değildir. Tam metin, okunuş ve meal aynı sayfada art arda verilir.

Vâkıa suresinin 1. ayetinin meali nedir?

Vâkıa 1. ayetin Elmalılı meali şudur: Olacak vak'a olduğu zaman. Türkçe okunuşu «iẕâ veḳa`ati-lvâḳi`ah.» diye başlar. Ayet numarası 56:1 şeklinde gösterilir. Bu cümle tefsir değil, tr.yazir baskısının kendi ifadesidir. Arapça satır sağdan sola, Amiri yazı tipiyle durur. Bu cevap yalnızca bu sayfadaki ayet sayısı, nüzul bilgisi ve Elmalılı mealine göredir.

Vâkıa suresinde besmele ayet sayısına dahil midir?

Besmele ayet adedine dahil değildir; metnin üstünde bir kez durur. Vâkıa suresi 96 ayet olarak numaralanır; bu sayı değişmez. Tevbe dışındaki surelerde besmele okunur, fakat Fâtiha hariç ayrı ayet sayılmaz. Ses kaydında kıraatçi genelde besmeleyi ilk ayetin öncesinde okur. Sayfadaki numaralar mushaf ayet numaralarıdır, satır numarası değildir.

Vâkıa suresi baştan sona nasıl dinlenir?

Vâkıa suresi kendiliğinden çalmaz; Dinle düğmesi 96 ayeti sırayla başlatır. Kayıt Mişari Raşid el-Afâsî’dir ve everyayah.com adresinden ayet ayet istenir. Hız 0,75, 1, 1,25 veya 1,5 seçilebilir. Duraklat aynı düğmededir. Çalan ayet vurgulanır ve ekranda ortaya kaydırılır. Alttaki tekil oynatıcılar da önceden indirilmez.

Vâkıa suresinin okunuşu ve meali hangi baskıdandır?

Vâkıa suresinin Türkçe okunuşu Muhammed Abay çeviriyazısıdır (tr.transliteration). Meal Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a aittir (tr.yazir) ve kamusal alandadır. Arapça metin Usmânî hat, Hafs rivayetidir (quran-uthmani). Üçü de api.alquran.cloud üzerinden alınmıştır; elle yazılmamıştır. Kısa tanıtım cümlesi ise bu siteye aittir, mealden kopya değildir.

Vâkıa suresi kısaca ne anlatır?

Vâkıa suresi için bu sayfanın özeti şudur: Kıyamet koptuğunda insanların üç gruba ayrılacağını anlatır. Sure Mekkîdir ve 56. sıradadır. Son ayet 96. ayettir. Elmalılı o ayette şöyle der: Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et. Özet hüküm çıkarmak için yeterli değildir; ayet metni yukarıdadır.

Vâkıa suresini ekrandan okumak için abdest gerekir mi?

Vâkıa suresini telefondan veya bilgisayardan takip etmek için abdest şart koşulmaz. Hanefi uygulamada abdest, mushafa elle dokunmak içindir; ekran mushaf hükmünde sayılmaz. Ezberden okumak da abdestsiz yapılabilir. Namazın içinde Fâtiha’dan sonra Vâkıa suresi okunabilir. Bu bir fetva değil, Türkiye’de yaygın Hanefi anlatımıdır.